Sepetim
MARKALAR
KADIN
ERKEK
DOĞAL ÜRÜNLER
YENİLER
HEDİYE VER

Parfümün doğal kaynağı gül
Yağ gülü (Rosa damascena Mill.), bitkiler aleminin Spermatophyta (tohumlu bitkiler) bölümünün Angiospermae (kapalı tohumlular) alt bölümünden Rosales takımı, Rosaceae familyası, Rosa cinsi içerisinde yer almaktadır. Dünyada yaklaşık 1350 Rosa (gül) türü tanımlanmıştır. Türkiye florasında 24 gül türü kayıtlı (Davis, 1972) olmasına rağmen gül yağı elde etmek amacıyla kullanılan tür kültürü yapılan Rosa damascena Mill'dir.

Rosa damascena; Isparta Gülü, Pembe Yağ Gülü, Yağ Gülü, Sakız Gülü ve Şam Gülü adlarıyla da bilinen pembe renkli, yarım katmerli ve kuvvetli kokulu, çok yıllık, dikenli ve kışa dayanımı yüksek bir bitkidir. Rosa damascena bitkileri, 1,5 - 3 m arasında boylanmaktadır. Gövde silindir biçimli, içi dolu, esmer renkli, çok dallı ve dallar çok sayıdaki irili ufaklı sert dikenlerle çevrilidir. Yapraklar yumuşak yapılı ve ince tüylerle kaplı, alternans dizilişli, saplı ve stipulalı (kulakçık), 5-7 foliolludur.

Parfüm ve kozmetik sanayinin en önemli ve en pahalı hammaddelerinden olan gülyağı, pembe yağ güllerinin buharlı distilasyon yöntemiyle kaynatılmasıyla üretilir. Dünya standartlarına uygun kalitede gül yağı, deniz seviyesinden 1050 mt ve daha fazla yükseklikte yer alan, Isparta ve yöresinde yetiştirilen güllerden elde edilir. Her yıl mayıs ve Haziran aylarında toplanan güller, hava şartlarının da katkısı sonucu üstün kalitede gülyağı üretiminin gerçekleşmesini sağlar.

Yağ gülünü hem Avrupa’da hem de Anadolu’da yayılmasını sağlayan Osmanlı Türkleri olmuştur. 16. yüzyılda Abdurrahman Hibri’nin Enisü’l-Müsamirin adlı ve Evliya Çelebi’nin Cihannüma adlı eserlerinde 1640’larda Edirne’de yetiştirilen güllerden ve gül ürünlerinden bahsedilmektedir. Prof.Dr. Ayten Altıntaş tarafından kaleme alınan Edirne’de Gülcülük ve Edirne Gülü başlıklı inceleme yazısında da ayrıntılı olarak bahsedildiği üzere Osmanlı imparatorluğu’na bir asra yakın (1361-1453) başkentlik yapmış olan Edirne’de, özellikle Sultan IV. Mehmed’in de önemli teşvikleriyle Hıdırlık zaviyesi etrafında büyük gül bahçeleri tesis edilmiştir. Edirne’de gülabhanelerde üretilen gül suyu o kadar meşhurmuş ki, İstanbul’daki gül suyu esnafı Edirneli kadınlarmış. Edirne Sarayı’nda ‘Gülhane’ yer almaktadır. Gülhane’de yetiştirilen güller damıtılarak gül suyu üretiliyor; taze toplanan çiçeklerden saray mutfağında gül reçeli, gül şurubu ve gül lokumu gibi ürünler elde ediliyordu.

Osmanlılar, 1453’te fethederek yeni başkent yaptıkları İstanbul’da da eski başkentlerinde yaptıkları gibi gülcülüğü geliştirmek için çok çaba sarf etmişler, 17. yüzyıla kadar gül suyu ve gül yağı üretiminde büyük aşamalar kaydetmişlerdir. 17. yüzyıldan itibaren Doğu Rumeli bölgesinde gelişen gülcülük Batı Rumeli bölgesine doğru kaymış, 15. yüzyılın ortalarından 19. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı devletinin bir parçası olarak varlığını sürdüren Bulgaristan’ın özellikle Kazanlık yöresinde yağ gülü tarımı hızla yaygınlaşmıştır. Gül yağı taze gül çiçeklerinden bakır imbiklerde damıtılarak elde ediliyor, elde edilen yağlar tacirler tarafından Gelibolu, İzmir ve İstanbul limanlarından dış ülkelere sevk ediliyordu. Osmanlı İmparatorluğu, Bulgar orijinli gül yağı satışlarından 1826 yılından itibaren vergi almaya başlamıştır.

Bulgaristan’da gülcülük Türkler tarafından başlatılmış ve Türkler tarafından geliştirilmiştir. Ünlü Bulgar gül yağı üreticisi olan Orozoff, 1906 yılında kaleme aldığı Gül Tarihi Üzerine adlı eserinde Bulgaristan’da yağ gülü tarımının ve gül yağı endüstrisinin Türkler tarafından kurulup geliştirildiğini itiraf etmektedir. Bugün halen Bulgaristan’da faaliyet gösteren gül yağı tesislerinde ‘baş’, ‘ayak’, ‘şerbet’ gibi Türkçe terimlerin kullanıldığından bahsetmektedir. Prof. Dr. Turhan Baytop’un Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Anadolu’da Yağ Gülü Yetiştirilmesi ve Gül Yağı başlıklı makalesinde de anlatıldığı gibi, Anadolu’da yağ gülü yetiştiriciliği 1877-78 Türk-Rus harbinden (93 harbi) sonra Anadolu’ya göç eden göçmenler tarafından yeniden başlatılmıştır. Böylece Edirne’den Bulgaristan’a giden gülcülük, 93 harbinden sonra tekrar Anadolu’ya dönmüştür. Bulgar Türkleri, yaklaşık 200 yıl kendi mülkiyetlerinde olan gül bahçelerini ve gül yağı tesislerini Bulgarlara terk ederek Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmışlardır.

1880'li yıllarda Bursa ve İstanbul’un Anadolu yakasındaki Göksu deresi boyunca uzanan bazı çiftliklerde (özellikle de Hekimbaşı çiftliğinde) Kazanlık bölgesinden gelen göçmenlerin beraberlerinde getirdikleri gül fidanları ile ilk yağ gülü bahçeleri tesis edilmiştir. 1886 yılında İstanbul’da Sultan II. Abdülhamit’in sahibi olduğu Çavuşbaşı Çiftliği’nde, Agop Paşa’nın da büyük katkılarıyla Kazanlık’tan getirtilen bakır imbiklerde ilk gül yağı üretiminin yapıldığı yönünde kayıtlara rastlanmaktadır. Çavuşbaşı Çiftliği’nde yağ gülü dikimden üç yıl sonra, yaklaşık 650 kg (500 okka) gül çiçeği elde edilmiş, hatta Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’nin analtik kimya hocası Bonkowski tarafından gül yağı üretimi hakkında bilgiler vardır.

İstanbul’daki bu başarılı yağ gülü yetiştiriciliği ve gül yağı üretimi denemeleri sonucunda, Anadolu’nun değişik vilayetlerine gül fidanları gönderilerek yağ gülü tarımının gelişmesine çalışılmış, Ticaret ve Ziraat Nezareti tarafından gülcülüğü anlatan bir kitap basılmış, 1912 yılında devlet desteği ile bedava gül fidanları ile emanet imbikleri dağıtımları yapılmıştır. Ancak sadece Isparta ve Burdur vilayetlerinde gül tarımı sürekli gelişirken, diğer vilayetlerdeki gül bahçeleri özellikle I.Dünya Savaşı ve onu izleyen Kurtuluş savaşı yıllarında (1919-1922) bakımsızlıktan dolayı yok olup gitmiştir.

Gül, Isparta'da ilk defa 1888 yılında İsmail Efendi (1840-1915) tarafından dikilmiştir. İsmail Efendi 30 dönüm kadar güllük meydana getirmiş, dikimden sonraki dördüncü mahsul yılında Kazanlık’lı bir gül yağı ustasının yardımıyla kurduğu gülhanede ilk gül yağını üretmeyi başarmıştır. Böylece İsmail Efendi, Isparta yöresine ilk yağ gülü üretimi yapan ve imbikle ilk gül yağını üreten kişi olarak anılır. İsmail Efendi’nin kendi kişisel çabaları sonucu Isparta’da gül ve gül yağı üretimi hızla genişlemeye başlamış, 1912 yılında 120 kg olan gül yağı üretimi 1927 yılında 150 kg’a kadar yükselmiştir.

Burdur ilinde ise gül yağı ilk olarak Isparta'lı Şeyh Bekir tarafından üretilmiştir. Bir rivayete göre Şeyh Bekir sırf gül yağının nasıl damıtıldığını öğrenmek içim Kazanlık’a gitmiş, yanında getirdiği çok sayıda eski imbikle Burdur'un Sülemiş (Güvenli) köyünde Gülhane kurmuştur. Gülhaneye civar köylerden katırlarla işlenmek üzere gül çiçekleri ve yakılmak üzere odunlar taşınmıştır. Şeyh Bekir’in bu başarılı girişiminden sonra yörede gül tarımı hızla gelişmeye başlamıştır. Şeyh Bekir'in oğlu Eğirdir'li Mehmet Efendi babasından miras kalan imbiklerle gül yağı üretimine devam etmiştir. Daha sonra Şamil Ağa, Karagöz Mustafa, Dereli Tahir, Süleyman Konur, Mustafa Gürkan, Hasan Sabancıoğlu ve Ekrem Erçetin gibi isimler, Isparta ve Burdur illerinde gül tarımının ve sanayisinin gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır.

Bugün sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en önemli yağ gülü üretim merkezi konumuna yükselen Isparta ve çevresinde, her ne kadar yağ gülü yetiştiriciliğine 19. yüzyılın son çeyreği içinde başlanmış ise de, köy tipi (imbik) üretimden fabrika tipi (kazan) üretime ancak Cumhuriyet Türkiyesi ile geçilebilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, 6 Mart 1930 tarihindeki Isparta ziyaretinde köy tipi gülyağı üretiminden sanayi tipi gül yağına geçilmesini ister. Nihayet bu istek doğrultusunda Fransa’dan buharla ısıtılan damıtma kazanları (Tournaire Freres-Grasse-France) ithal edilir ve böylelikle 1935 yılında ilk modern gülyağı tesisi kurulur.

İlk gül bahçesi: İsmail Efendi (1840-1915) tarafından 1888’de dikilmiştir.

İlk gül yağı: İsmail Efendi tarafından 1892’de imbik’le üretilmiştir.

İlk gül yağı fabrikası: Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle 1935’te kurulmuştur.

Yağ gülü (Rosa damascena Mill.), bitkiler aleminin Spermatophyta (tohumlu bitkiler) bölümünün Angiospermae (kapalı tohumlular) alt bölümünden Rosales takımı, Rosaceae familyası, Rosa cinsi içerisinde yer almaktadır. Dünyada yaklaşık 1350 Rosa (gül) türü tanımlanmıştır. Türkiye florasında 24 gül türü kayıtlı (Davis, 1972) olmasına rağmen gül yağı elde etmek amacıyla kullanılan tür kültürü yapılan Rosa damascena Mill'dir. Rosa damascena; Isparta Gülü, Pembe Yağ Gülü, Yağ Gülü, Sakız Gülü ve Şam Gülü adlarıyla da bilinen pembe renkli, yarım katmerli ve kuvvetli kokulu, çok yıllık, dikenli ve kışa dayanımı yüksek bir bitkidir. Rosa damascena bitkileri, 1,5 - 3 m arasında boylanmaktadır. Gövde silindir biçimli, içi dolu, esmer renkli, çok dallı ve dallar çok sayıdaki irili ufaklı sert dikenlerle çevrilidir. Yapraklar yumuşak yapılı ve ince tüylerle kaplı, alternans dizilişli, saplı ve stipulalı (kulakçık), 5-7 foliolludur.

Elde edilişi: Taze çiçeklerin su buharı distilasyonu ile elde edilir.

10 kg çiçek ve 60 litre su, 300 litrelik kazana konur ve 1 saat distillenir. Bu sürede 2 biriktirme kabında (18 lt) distilat biriktirilir. Konsantrasyon düşük olduğundan hiç yağ ayrılmaz ve 100 kg çiçek distilasyonunu takiben yaklaşık olarak elde edilen 60 litre distilat 20 litre kalıncaya kadar yeniden distillenir. Yağ üstte toplanır ve sulu faz seyreltilir ve gülyağı elde edilir. 3.5-4 ton çiçekten 1 kg gül yağı elde edilir. Verim oranı % 0.02’dir.

Aroma: Hafif aromalıdır.

Ana Maddeleri: Sitranellol, Geraniol, Nerol, Öjenol ve Feniletilalkol

Ruhsal Etkisi: Ruhsal rahatlık sağlar. Özellikle doğum öncesi kullanıldığında, doğumun kolay geçmesini sağlar. Jinekologlar da bu konuda aynı fikirdedir. Doğumdan itibaren gülyağı kullanan annenin çocuğu kokuları ayırt etmede daha iyidir.

Fiziksel Etki: Oldukça kuvvetli fungusid (mantar öldürücü) etkiye sahiptir.

Melaleuca, Rosa ve Lavandula karışımı antifungal amaçla kullanılabilir. Menapozo dönemi kadınlara önerilir. Mensturasyon problemi olan kadınlara önerilir. Kuvvet verici (tonik), kramp çözücü, sakinleştirici, kalp ve ince barsak fonksiyonlarını düzenleyicidir.

Karışımları Hazırlanabilecek Yağlar: Neroli (Citrus), Lavanta, Yasemin esansı, Santali esansı

Deri İndikasyonları: Her tür problemli, kuru ve alerjik ciltler, ekzema, yeni doku oluşumu ile yaraların kapanmasını gerektiren durumlar.

MARKALAR

Akita Diesel LACOSTE
AZZARO Dolce & Gabbana LANCOME
Banana Republic Emporio Armani Lolita Lempicka
Britney Spears Escada Max Factor
Burberry Ferrari MOSCHINO
Bvlgari Giorgio Armani NARCISO RODRIGUEZ
C.Klein Givenchy Paco Rabanne
Cacharel GUCCI PRADA
Carolina Herrera Hugo Boss Ralph Lauren
Cerruti Issey Miyake Rochas
CHANEL Jean Paul Gaultier Thierry Mugler
Chopard Jil Sander Versace
Christian Dior JOOP Victoria's Secret
Davidoff Kenzo Yves Saint Laurent
Ana Sayfa
İletişim & Hakkımızda
Teslimat ve Ödeme
Sık Sorulan Sorular
Kurumsal Alışveriş
Radyo Jingle'ımız
Parfümün doğal kaynağı gül
Kadın Parfümleri
Erkek Parfümleri
Yeniler
Doğal Ürünler
Hediye ver


 
Bizi Twitter'da takip edin
Bonus Card World Card Axess Card Finans
UPS Kargo Yurtiçi Kargo


ParfumAl.com 2005 - 2011 | powered by 21 IT SOLUTIONS IT SOLUTIONS